Archive for the ‘Özgür yazılım’ Category

Debian Yükleyicisi USB diski yaratılması

Wednesday, June 23rd, 2010

Bu yazı Debian GNU/Linux yükleyicisinin bir USB disk yardımıyla boot edilmesini sağlayacak talimatları içermektedir.

Yazıda yükleyici olarak günlük olarak yaratılmakta olan en son testing (squeeze) imajını kullanacağım. Siz isterseniz doğru imaj dosyalarını kullanarak istediğiniz bir Debian sürümünü kullanabilirsiniz.

En son testing Debian yükleyicisini bu bağlantıdan indirebilirsiniz. (Bağlantı i386 mimarisi için olan imajları içermektedir.)

İlk olarak USB diskimize atacağımız imajımızı hazırlamalıyız. Bu imaj dosyası, USB diskten bilgisayarı Debian Yükleyicisi ile başlatmaya yarayacak. "testing" ve i386 mimarisi için yaratılmış son imajı bu bağlantıdan indirebilirsiniz.

İndirdiğimiz imajı USB diskimize yazdırmaya geldi sıra. Bu işlemi yaparken çok dikkatli olmalıyız, yoksa hatalı bir diske yazdırarak sistemin çökmesine ve veri kaybına yol açabiliriz.

USB diskimizi bilgisayarımıza takalım. Takdığımız disk /dev dizini altında bir sdX olacaktır. dmesg | tail dediğimizde son mesajlarda bu disk adını bulabiliriz.

Taktığımız USB diskin hangisi oldugunu bulduktan sonra imajımızı USB diskimize yazdıralım:
Unutmayın ki bu işlem tüm usb diskinizdeki verileri silecektir.

# zcat boot.img.gz > /dev/sdX

Buradaki sdX sizin USB diskinizin aygıt adıdır.

Şimdi ise indirdiğimiz Debian yükleyicisi testing CD-ROM imajını USB diskimize kopyalamaya geldi. Bunun için önce USB diskimizi mount ediyoruz ve imaj dosyamızı kopyaladıktan sonra tekrar umount ediyoruz:

# mount /dev/sdX /mnt
# cp debian-testing-i386-netinst.iso /mnt
# umount /mnt

Ve artık herşey hazır. Kurulum yapacağımız bilgisayarı USB diskimiz ile başlattığımızda, Debian Yükleyicisi başlayacaktır.

Doğan görünümlü Şahin

Wednesday, December 16th, 2009

Kullananlar bilir, Ubuntu’nun temaları genelde çok şık bir şekilde karşımıza çıkıyor. Eğer Ubuntu’nun görünümü sizi cezbetti ama benim gibi ne pahâsına olursa olsun Debian’dan vazgeçmeyecek biriyseniz tam aradığınız şey burada; Debian 5.0 “lenny”e Ubuntu karmic teması giydirmek:

  1. Öncelikle gerekli paketleri Ubuntu depolarından indiriyoruz: human-theme (indir) ve humanity-icon-theme (indir).
  2. Paketleri bildiğimiz üzre `dpkg -i’ ile kuruyoruz. (Eğer bağımlılıklar kurulu değilse kurmanız gereken paketler: dmz-cursor-theme gtk2-engines-murrine gnome-icon-theme hicolor-icon-theme)
  3. Lenny içerisinde yer alan Murrine gtk2 motoru Human teması için eski olduğundan bazı değişiklikler yapmak gerek. Yaptığım değişiklikler için bir patch hazırladım. Yamayı uygulamak için paketleri kurduktan sonra aşağıdakileri yapınız:

    wget http://0nur.net/u/2009/12/human-theme-debian.patch -O /tmp/human-theme-debian.patch
    cd /usr/share/themes/Human/gtk-2.0/
    patch < /tmp/human-theme-debian.patch
  4. Kullandığınız masaüstü ortamına göre, Görünüm ayarlarından veya gtk-theme-switch2 ile Human motoruna geçin, border clearlooks olmalı.

Ve artık Doğan görünümlü bir Şahin’e sahipsiniz, her ne kadar murrine’in eski olması nedeniyle bazı özellikleri çıkarmış olsak da, Ubuntu görünüşünün tadını çıkartın.

blugrine

Tuesday, September 1st, 2009

Mevcut renk (slate) temamdan bıkmam üzerine yeni bir tema arayışına girdim. VIM Color Scheme Test sayfasında, bir çok temayı görebiliyoruz. Buradan blugrine teması çok hoşuma gitti. Özellikle de gece ile birleşince tekrar kodlamadan zevk almanızı sağlıyor:

Bu arada kodlardan da anlayacağınız üzere Template::Toolkit kullanmaya başladım. Template::Toolkit web tasarımı ile uğraşıyorsanız mükemmel bir araç. Kendi parseri sayesinde Perl ile CGI uygulamalarını çok hızlı gerçekleştirebilirsiniz. İleride daha ayrıntılı bir inceleme yazmayı planlıyorum.

hlsearch

Monday, August 31st, 2009

Bugün geçte olsa vim’in güzel bir özelliğini keşfettim: Highlight Search ve * komutu.

:set hlsearch

ile etkinleştirilen hlsearch, aramanızda bulunan sonuçları ışıklandırmaya yarıyor.

* komutu ise üzerinde bulunduğunuz kelimeyi aramaya yarıyor ve hlsearch ile ışıklandırıyor.

GDM ile şifresiz login

Monday, May 18th, 2009

Bilgisayarımdaki anneme ait kullanıcı hesabının şifresi gereksizdi. Bende GDM’de şifreli girişi nasıl değiştiririz diye bir arama yaptım. Karşıma ubuntu forumlarında ki bir sonuç çıktı.

GDM’de şifresiz olarak giriş yapmak istiyorsanız:

  1. /etc/pam.d/gdm dosyasını açın. Dosyaya:
    auth sufficient pam_listfile.so item=user sense=allow file=/etc/gdm/nopassusers onerr=fail

    satırını ekleyin.

  2. /etc/gdm/nopassusers isimli bir dosya oluşturun ve bu dosyaya şifresiz giriş yapmasını istediğiniz kullanıcı adlarını yazın.
  3. İsterseniz gdmsetup içerisinde face browseri aktifleştirerek, kullanıcı seçim penceresini etkinleştirebilirsiniz.

Debian DVD’lerinden local depo oluşturulması

Wednesday, April 8th, 2009

EEE PC siparişi vermem üzerine, netsiz kaldığım durumlarda Debian sıkıntısı çekmeke için Debian DVD kalıplarını indirdim. Mağlum, EEE PC üzerinde bir optik sürücü bulunmamakta. DVD’leri local depo olarak kullanabileceğim bir script hazırladım. Script, depo layoutunu oluşturduktan sonra, mount ettiği yollardaki deb paketlerini bu yeni depoya linkliyor.

(more…)

lighttpd ne kadar ‘light’tır?

Saturday, March 14th, 2009

Bir süredir bu sunucu da dahil olmak üzere Debian üzerinde lighttpd kullanmaktayım. lighttpd ismi gibi kendisi de gerçekten light bir web sunucusu. FastCGI uygulaması olarak çalışan PHP ile de, Apache’den kat kat ‘light’ olduğunu söyleyebilirim. Özellikle bellek kullanımı lighttpd’i eşsiz kılıyor. Eğer fazla belleği bulunmayan bir sunucunuz varsa hiç düşünmeden lighttpd kullanın.

lighttpd’nin özelliklerine gelecek olursak boyundan büyük bir çok özelliği bulunmakta. Proxy modülünden, Apache’de sıkça kullanılan rewrite modülüne kadar bir çok modül bulunmakta. Modül listesini ve ayarları bu linkteki sayfada görebilirsiniz.

Bunun yanında, Apache (apache-mpm-prefork) gibi her seferinde yeni bir process yaratmayıp threadler ile çalışıyor. Böylece yine bellekten tasarruf sağlanmış olunuyor.

lighttpd orijinal olarak c10k (bir sunucuda 10000 paralel bağlantıyı idare etmek) problemi üzerine yazılmış bir web sunucusu.

1 MB’dan küçük olan bu devin popularitesi gün geçtikçe artıyor. Netcraft Ocak 2009 raporuna göre, 3 milyon site tarafından kullanılan lighttpd, en çok kullanılan 5. web sunucusu özelliğini taşıyor.

lighttpd vazgeçilmezi FastCGI

Biraz da lighttpd’nin vazgeçilmezi FastCGI‘ye değinmek istiyorum.

Normalde CGI uygulamaları gelen isteğe göre çalışırlar. Örneğin siz bir CGI uygulamasına istek gördüğünüzde, bilgisayar onu yeni bir uygulama olarak başlatır ve sizin isteğiniz işlendikten sonra çıktılar size ulaştırılır. CGI uygulamalarının mantığı budur.

FastCGI ise programın bir kez çalıştırılıp belleğe yüklenmesini sağlıyor. Böylece program her seferinde çalışmak zorunda kalmıyor ve bu da performans ve kaynak kullanımı artışı sağlıyor. FastCGI orijinal olarak C dili ile yazılmış olsa da, bir çok dile implementasyonu bulunmakta. lighttpd FastCGI desteği sayesinde, fastcgi uygulamalarınızı çalıştırabilir.

Özellikle yüksek trafik gerektiren uygulamalar FastCGI ile programlanırsa, performans artışı yaşanmaması içten bile değildir.

Bunun yanında bir FastCGI uygulamasında en önemki faktör bellek kullanımıdır. Eğer FCGI uygulamanızda bellek açıkları (memory leak) var ise, bellek her istekte biraz daha şişecektir. Bu nedenle bir FCGI uygulamasında bellek kontrolü çok önemlidir.

Diğerlerinin yapamadığını yapmak: FreeBSD

Friday, July 18th, 2008

Bir haftadır almış olduğum Edimax 7128G Wireless kartını AP (Access Point) olarak çalıştırmaya uğraşıyorum. Öğrendim ki, bu kartın ne Linux sürücüsü ne de Windows sürücüsü AP olarak çalıştırmayı desteklemiyormuş. RT61 özgür sürücü projesinin sayfasından edindiğim bilgiye göre, wireless kartım FreeBSD altında AP olarak çalışabiliyormuş. İşte FreeBSD ile tanışma fırsatım bu şekilde oldu.

Daha önce çok kısa bir süre denemiştim FreeBSD’yi. Bu kısa sürelik dilimde, kendisi adına bir şey öğrenmek gibi bir çaba sarfetmedim. Şimdi ise bir sunucu için vazgeçilmez olarak kullanabileceğim bir işletim sistemi olarak görüyorum. Çok katı olması kendini cezbeden özelliği.

FreeBSD yüklenirken sadece core olarak yükleniyor. Hiç bir paket kurulmuyor. Sadece Linux uyumluluğu isterseniz, Linux uyumluluğu paketi kuruluyor. Daha sonra FreeBSD protlarından istediğiniz yazılımı kurabiliyorsunuz.

FreeBSD’nin portları (paketler) ise baya esnek. İsterseniz hazır derlenmiş binary paketleri kurabiliyorsunuz, isterseniz paket CVS deposunu çekip, oradan istediğiniz paketi kurma talimatını verebiliyorsunuz. FreeBSD size paketi indiriyor ve gerekli yamaları uygulayıp kendine uygun halde derliyor. Tamamen Make tabanlı paket sistemi, istediğiniz ayarları da yapabilmenize olanak sağlıyor. Sistem aynı zamanda, istediğiniz zaman sonradan yüklediğiniz tüm paketleri silmenize izin veriyor.

FreeBSD network bazında da kendi kernelini kullanıyor. Tamamen kendisi için geliştirilmiş olan sshd, ftpd, natd gibi araçları kullanıyor. Network yapılandırması bir router için Linux’un iptables’inden çok daha kolay. Gateway özelliğini açmalı ve Nat’ı aktifleştirmeniz bir router yapmanız için yeterli.

Dökümantasyon konusunda ise yazılmış olan handbook, bilmek istediklerinizi fazlasıyla karşılıyor. Handbook FreeBSD’yi ilk defa kullanacaklardan ustalara hitap edecek seviyede. Bu kadar açık dil ile yazılmış bir tek PHP‘nin manuelini görmüştüm.

İnternet üzerinde biraz FreeBSD’yi araştırdığınızda ise Netcraft’ın uptime’ı en uzun süre olan makineler listesinde bir çok FreeBSD makina ile karşılaşıyorsunuz. Eğer linke tıklarsanız gerçekten bu sürenin hayli uzun olduğunu görebilirsiniz. 1735 gün (4 sene 10 ay) açık olan makineler söz konusu.

Programlama araçları olarak FreeBSD üzerinde, kendine göre modifiye edilmiş gcc mevcut. Kütüphaneler olarak glibc yerine kendi apileri var. İsterseniz glic’yi paket olarak kurabiliyorsunuz.

Gördüğüm bazı eksiklere değinmek gerekirse, malesef FreeBSD terminalinde UTF-8 karakter seti kullanmak mümkün değil. Terminal en fazla 255 karaktere kadar destekliyor. Bunun yanında herhangi bir sanal makina kurmak ta mümkün değil. Hostunuzda sanal makina kullanmak isterseniz sorun yaratabilir.

Uzun lafın kısası, gerek üretici tarafından, gerekse kullanıcı topluluğu tarafından AP modunda desteklenmeyen Wireless kartım FreeBSD sayesinde çok iyi bir şekilde hizmet veriyor. Bunun yanında katı Unix benzeri bir sistemi keşfetmek çok zevk verici.

Vim ile işletim sistemi clipboardını kullanmak

Monday, June 23rd, 2008

Vim ile kendi bufferlerimizi kopyalayıp yapıştırmayı biliyoruz. Peki işletim sistemimizin (veya Linux için X) clipboardını nasıl kullanacaz. Bu işlem aslında çok basit. Tek yapmamız gereken "+y ve "+p kullanmak. Bu direk işletim sisteminin clipboardını kullanır.

Debian’ın hükümdarlığı

Thursday, February 14th, 2008

Debian ile ilk olarak `sarge` r4 ile tanıştım. Şuan `sarge` r4 ün çıkış tarihine bakıyorum da Nisan ve ya Mayıs 2005 de başlamış bu sevda. O zamandan bu zaman çok şey değişti. İlk indirdiğin günden beri sürekli merağımı üzerinde topladığım Debian’ın sonsuz boşluğunda giderek kayıp mı oluyordum? O’nunla yatıp, O’nunla kalkıyordum. O’ndan aldığım zevk ve hazı başka hiç birşeyden alamıyordum. Bir bilgisayar gördüğümde Debian kurma isteğim hemen baş gösteriyor ve çok kısa zaman geçmeden kuruyordum. O beni eline geçiriyor ve logosundaki girdap gibi beni kendine çekiyordu.

Son günlerde farkettim ki bu artık bende bir bağımlılığa dönüşmüştü. Debian ile tanıştığımdan buyana geçen süre zarfında gerçek yaşam adına ne yaptığıma bir baktım ve koca bir hiçle karşılaştım. 1.5 senedir tamamen Debian kullanmaktayım ve 1.5 senedir normal hayatımda hiç bir gelişme yaşamadım. Özellikle hala eğitim öğretim hayatımı tamamlamamış olmam ileride beni sıkıntıya sokacağından artık biran önce bu bağımlılığımdan kurtulma yollarını arıyorum.

Debian ile arama mesafe koymayı çok denedim. Fakat sürekli yeni şeyler keşfetmem ve bu keşiflerin peşinden koşmam bir süre sonra mesafeyi tekrar sıfıra indirgiyordu. Debian’ı silip başka bir sistem kullanmayı da denedim. Debian’ın çalışabileceği bir sistemde başka bir sistem kullanmak ona karşı yapılan bir saygısızlıktı!

Özellikle dünkü konuşmamda aslında olayın ne kadar ciddi boyuta vardığını anladım:
23:19 e peki
23:19 niye o sana klavye mouse takip
23:19 seni kullanmiyorda
23:19 sen onu kullaniyorsun sifreleyebiliosun
23:19 silebiliorsun
23:19 ?
23:19 noyan
23:19 cunku o oyle istedigi icin !

Ve Debian beni ele geçirmişti! Soyut bir varlığın esiri olmuştum. Evet ben bir bağımlıyım. Debian bağımlısıyım. Bu utunılacak bişey mi? Hayır değil. Fakat benim durumumdaysanız, eğitim öğretim hayatınızı tamamlamadıysanız böyle bir bağımlılık size zarar vermekten başka bişey yapmıyor.

Bundan sonra ne olacak? Bundan sonra artık Bilgisayar sistemlerinden olabildiğince uzaklaşacağım. Evimde kullandığım internet aboneliğimi kapatıp, PC’mi memleketime götüreceğim. Eve Debian Junior kurup annemin kullanmasını sağlayacağım (!). Bu hareket benim için doğru mu olacak yanlış mı olacak bunu zaman gösterecek. İleride çıkıp iyiki yapmışım diyebilmeyi umuyorum. Şuan `etch` r2 DVD’leri inmekte. Onlar indikten sonra PC’yi bir güzel paketleyeceğim ve kendimi ÖSS’ye adayacağım. Bu sene ki ÖSS’ye sadece 5 ay kalmasına rağmen bir sonuç elde etmeye çalışacağım.

“You’re not your job. You’re not how much money you have in the bank. You’re not the car you drive. You’re not the contents of your wallet. You’re not your fucking khakis. We are the all-singing, all-dancing crap of the world.”