Archive for the ‘Ben’ Category

Merhaba Python ve djangotr

Sunday, August 16th, 2009

Her şey Doğan‘ın bizi Python‘a bulaştırması ile başladı. Yeteri kadar Perl biliyor olmam, Python’a önyargılı yaklaşmama neden oluyordu. Zaten bir script dili bildiğim halde yenisini öğrenme gereği hissetmiyordum, hele de Perl’i çok sevmem ve istediğim herşeyi yapabiliyorken.

Python amaçladığı üzere öğrenmesi çok kolay bir programlama dili. Perl’in aksine nesne tabanlı programlama Python’un desteklediği ana hatlardan bir tanesi. Perl’de ise nesne tabanlı programlama; Perl’e kazandırılmış bir yan özellikti. Programlamaya başlayanlara daha önce Perl öğrenmelerini öneriyordum, artık rahatlıkla Python öğrenmelerini önerebilirim.

Programlamayı daha önce bilen biri için Python öğrenmek çok ama çok kolay. Python Tutorial‘ı okumanız yeterli oluyor. Ardıkdan modüllere geçip istediğinizi geliştirebilir hale geliyorsunuz. Yine Perl’in aksine, Python GTK bağlayıcısı çok daha verimli GUI üretmenize olanak sağlıyor. Bu da yukarıda bahsettiğim nesne tabanlı programlamanın bir getirisi.

Python öğrendikten sonra sürekli duymakta olduğum ve yine önyargı ile yaklaştığım Django‘ya baktım. Onun içinde yazılmış olan Tutorial‘ı okuyunca hayretler içerisinde kaldım. Gördüklerim inanılmazdı. Ben şimdiye kadar gerekse PHP’de gerekse Perl ile Web uygulaması geliştirirken hamallık yapıyormuşum. Hiç yoktan böyle mükemmel bir Web framework’u geçte olsa keşfettim ve doğru yolu buldum!

Bunu keşfetmemi sağlayan ve önyargılarımı kırmamı sağlayan Doğan’a ne kadar teşekkür etsem azdır sanırım.

Şimdi gelelim Djangotr’a. Djangotr açmış olduğum ve Django kitabının Türkçe çevirisini yayımlayacağım bir blog. Bu sayede daha fazla kişi Django’nun mükemmel yapısı hakkında bilgi sahibi olacak ve web uygulamalarını Django ile geliştirebilecek. Özellikle Django hakkında fazla Türkçe döküman bulunmaması nedeniyle bu çalışma, Django öğrenmek isteyen kullanıcıların işine yarayacaktır. Blog’u besleyiciniz ile takip etmek için: http://feeds.feedburner.com/djangotr bağlantısını kullanabilirsiniz.

Perfection

Thursday, March 26th, 2009

“Perfection” veya Türkçe’de ki adıyla “Mükemmellik”. Mükemmellikten kısaca bahsetmek gerekirse; bir şeyi en geniş olacak şekilde, bir bütün olarak ve kusursuz yapmak demektir. Bu konudan bahsetmemin nedeni ise, yaptığım herhangi bir şeyde “Mükemmelik”e çok önem veriyorum.

Örneğin bir programcı olarak, genelde program yapan insanlar, programın çalışıp çalışmadığına bakmayla yetinirler. Benim için bu kesinlikle yeterli değildir. Programın kullandığı kaynaklardan, bunları nasıl kullandığına, yapacağı işi en kolay şekilde nasıl yapacağına ve kodlamasında bulunan standartlara bakarım.

Yazdığım programlar da bu şekildedir. Gerekse ’syntax’ının yapısı, gerekse yaptığı işi en kolay şekilde yapması mükemmel olmalıdır. Yazılımın kullandığı 1 bit bellek bile benim için çok önemlidir. Bu nedenle tam hakimiyet sağlamak için C programlama dilini tercih ediyorum. Yazılımın sözdizimi ise mutlaka bir standart üzerine kurulu olmalıdır. Gerekse mevcut kodlama standartları, gerekse kendi standartım olabilir bu.

Mükemmelci olduğum için ise gördüğüm en büyük sorunu dile getireyim. Bir yazılım üretirken bu kadar mükemmelci olmak; özellikle tek kişi iseniz yazılımın detayları arasında çok çabuk boğulmanıza neden oluyor. Çoğu zaman bir iş aldığımda gece gündüz kasmama rağmen zamanında yetiştirememe neden oldu. Buradan paldır küldür yazılım ürettiğim sonucunu çıkarmamalısınız. Bir yazılım üretirken önce kaynakları toplar, daha sonra uzun uzun düşünerek yazılımı tasarlarım, herşey mükemmel olana dek. Basit bir yazılım için bile UML kullanırım.

Bu yazıyı uzun zamandır yazmayı planlıyordum. İnternet üzerinde rastladığım, bir kişinin benim gibilere benzetmiş olduğu bir tabir üzerine yazıyı yazmaya başladım. Sitenin bağlantısını vermek istemiyorum, kısaca bizim gibilere “kontrol manyakları” deniliyordu. Evet kontrol manyağıyım. Kendi yaptığımın yanında, eğer başka biriyle bir iş yapıyorsam onunkinin de benim ki kadar mükemmel olmasını isterim. Eğer olmuyorsa burada sorunlarımız başlıyor demektir.

Bu durumdan memnun muyum sorusuna gelecek olursak; evet, sonuna kadar memnunum. Özellikle benim gibi bilgisayar üzerinde bu kadar kontrolcü olan birine, GNU/Linux gibi süper esnek bir işletim sistemi, tapılacak bir yazılım topluluğu anlamına geliyor. Tüm processlerin ne işe yaradığını bilmek, neyin ne yaptığını anlamak tüm sisteme benim hükmedebilmemi sağlıyor. Gerekse GNU/Linux’u tercih etmemin başlıca nedeni budur. Elbette buna en kolay ön ayak olan Debian dağıtımını tercih etmemin de. Bir çok Free Software Hacker’ının da benim gibi düşündüğünü sanıyorum. Öyle olmasaydı, ne bu sistemi kullanırken, ne de özgür yazılım üretirken bu kadar zevk almazdım.

Gittigidiyordan birşey almak

Tuesday, May 6th, 2008

Herşey tekrar memlekete döndüğümde, router niyetine kullanmak için toplayacağım bilgisayar ile başladı. Bu router öyle ahım şahım özelliklerde olmamalı, dandik diye tabir edebileceğimiz bir pc olmalıydı. 15ytl ye güzel bir Abit LM6 anakart ve 433 Celeron işlemcisiyle birlikte buldum. Anakart gelmeden 256 MB SD-RAM’i de 15 ytlye aldım. Buda birde kasa gerekiyordu ve daha anakart elime geçmeden 9 ytlye bir IBM anakart aldım. Fakat gel görki gelen anakart çalışmıyordu. Sorun nerede belli değil. Tüm parçalar da bozuk olabilir, sadece bir parçada da sorun olabilir belli değil. Bu PC den ümidi kesmeden önce defalarca denedim fakat bir sonuca ulaşamadım.

Sonra 40 ytlye yeni bir pc mi alınırmış diyerek biraz kesenin ağzını açtım. 135 ytlye bir ECS 661GX-M7 anakart ve 2.8 ghz P4 cpu, 512 ram aldım. Satan adam işlemci fanı yollamadı. Bir PSU ile birlikte fan aldım. Gelen PSU bozuk çıktı. İşin garibi anakartta bozuktu. PSU değiştiren satıcı 400W demesine rağmen 350W psu yolladı. bu pek önemli değil. Bunun ardından adama tekrar anakartı yolladım, kargo parasını ürünün fiyatından düştü. Çıkıp bana size 113 ytl ödeyebilirim anca dedi ve yalancılıkla suçladı.

Sonuç olarak şuna varabiliriz: Gittigidiyor dan birşey alınmaz.

GetAFreelancer

Saturday, April 19th, 2008

Bir kaç hafta önce kendi bloğuma koyduğum reklamlar sayesinde haberdar olduğum GetAFreelancer sitesinde ilk işimi tamamladım ve 3 saat için 30$ kazandım. Bence küçümsenecek bir rakam değil hele ki sitede giriş için hayli iyi.

Site hakkında biraz bilgi vermek gerekirse. GetAFreelancer bir freelance iş sitesi. İş verenler ve işçiler diye özetleyebileceğimiz insanlar, projeleri gerçekleştirmekteler. Sistem bilgisi olanın kazanabileceği şekilde yapılmış. İşçiler yapabilecekleri projelere süre ve ücret olarak teklif yapıyorlar ve işverenler de bu teklifleri göze alıyorlar. Sitede iş bitirdikten sonra kazanılan rating sistemi mevcut. Rating alabilmek için işinizi bitirmelisiniz. Sonra satıcı ve işçi arasında rating veriliyor.

Para işveren sizi kabul ettikten sonra havuz hesabına yatırılıyor ve işi teslim ettiğinizde ücret sizin hesabınıza geçiyor.

Herkese burayı tavsiye edebilirim. Bu arada referallı linke tıklayarak üye olup para kazanmaya başlarsanız, bana da katkıda bulunacaksınız :). Şimdiden teşekkürler.

Bu böyle olmayacak

Sunday, December 2nd, 2007

Fazlamesai‘de gördüğüm ve Google iş baş görüşmesinde sorulan soruları ve yorumlardaki tartışmaları görünce, bilgisayar teknolojilerinin ne kadar karmaşık olduğunu ve bilgisayar sistemleri hakkında hiç bir şey bilmediğimi tekrar anladım. İdeallerime kavuşmak için PC ile Debian ile ve hre türlü boş işle arama mesafe koyacağım ve günümü gün edip ÖSS sınavına çalışacağım. Umarım başarılı olurum. İnsan istedikten sonra neden olamasın?

Türk Telekom rezilliği

Wednesday, October 10th, 2007

Telekom geçen hafta CEBIT’te 30 Mbit VDSL2 yi tanıttı. Şimdi gelelim Ağustos ayında 256 Kbit’debn1 Mbit’e yükselmiş internet hızına. Aşağıda speedtest.net adresinden alınmış sonuçlar yer almaktadır:

Test sonuçlarını görmek için tıklayınız

Kaç gündür kafayı yemek üzereyim. Bu kadar da olmaz. Maximum 7 kb/sn ile dosya indirebiliyorum. Yabancı sunucularda pingim çok yüksek diye oyunlara alınmamam bardağı taşıran son damla oldu. Telekom 100 Mbit verse ne olacak? Bu yurtdışı çıkışına 10 milyon abone alır. 30mbit/sn verdiği hız karşımıza 30kbit/sn olarak yansır.

Bu telekomun tekeli kalkmadan hiç birimiz gerçek bir internet kullanamayacağız arkadaşlar. Hollanda’da adamlar benim bulunduğum yere daha düşük bağlantıyla daha düşük ping ile bağlanıyorlar. Ben 30 Mbit alsam ne olacak? Bu rezilliği çeken anca biz olacaz, telekom parasını kazanacak. Bi halt varmış gibi 4mbit getirip ucuza sürdüler. Sen onu ucuzlatacağına paranı harca yurtdışı çıkışlarına yatırım yap. Bu Telekom’dan ya da Türkiye de ki internetten hayır yok arkadaşlar.

5.1 Buda nesi

Thursday, September 27th, 2007

Gold’dan paramı almam üzerine hemen gidip aylar öncesinden planladığım Philips MMS460 5.1 ses sistemini aldım. İlk defa bu kadar güçlü ses sistemine sahibim. 5.1 sistemleri bu kadar beklemiyordum fakat inanılmaz bir olay. Özellikle filmlerde sinemadan daha iyi bir sonuç elde edebiliyorsunuz. Sanırım bunun nedeni odanın küçük olması. Philips MMS460 yüksek bass açarsanız ciğerlerinizi titretecek bir sistem. Özellikle benim gibi Trance/Progressive dinliyorsanız, mutlaka edinin.

Dolandırıcılığın bu kadarı: Gold Bilgisayar

Thursday, September 20th, 2007

Tam bir ay önce Gold Bilgisayar‘dan o zaman sözde stoklarında bulunan Kingston Hyperx 2GB Ram satın aldım. Aldığım ürünün ücreti olan 221,06 YTL’yi, aldığım gün Gold Bilgisayar’ın İş Bankası Rıhtım/Kadıköy hesabına yatırdım. İşte herşey bundan sonra başladı.

Öncelikle sipariş takip sistemlerine deyinelim, ki ona sipariş takip sistemi demeye bin şahit lazım ya neyse. Sipariş takibinde hiç bir bilgi yer almıyor, ne aldığım ürün ne ücret durumu ne yatırdığıma dair bişey. Ücreti yatırdıktan 5-6 gün sonra hala sipariş takip ekranlarında BEKLEMEDE yazısıyla kaldım. Bunun üzerine, benim siparişimle ilgilenen satış temsilcisine telefon ettiğimde aldığım cevap “Ücretiniz’i yatırdınız mı?” oldu. Daha sonra aradan 3 gün geçti ve yine Gold Bilgisayar’ın nacizane Sipariş Takip bölümünde yine bir değişiklik yok. Tekrar telefon açtım. Bu sefer vay bilmem aldığım ürün kargolarında yokmuş.

Ürün kargoda yok, niye sitede var? Madem sitede var alan adam parasını yatırmış neden kimse ilgilenmiyor?

Bunu öğrentikten sonra paramın tekrar ödenmesini talep ettim ve yeni bir macera daha başladı. Paranız hesabınıza bir kaç güne kadar yatacaktır dediler ve tamam deyip telefonu kapadım.

Aradan günler geçti param ödenmedi. Telefon açtım sordum param neden ödenmiyor diye. Aldığım cevap: Paranızın ödenmesi için müdürümüzün imzası gerek, müdür tatilde bir kaç güne paranız hesabınıza aktarılacak.

Evet bunu demesinden tam 2 hafta geçti ve ben Gold Bilgisayar dan 1 aydır paramı geri alamıyorum. Bu kadar rezil bir firmaya hayatım boyunca rastlamadım. Adamların madem genel müdürü tatilde, genel müdür yerine bakan kimse de mi yok? Ben paramı tahsil edecem kimse de imza atacak yürekte mi yok havale kağıdına ki müşterinin parası ödensin. Hala param ödenmedi ve hala müdür beklenmekte. Bu adamların yaptığı dolandırıcılık değilde ne? Adamları arayıp sürekli yaptığınız dolandırıcılık diyorum ama arsızın yüzüne tükürüyoruz yağmur yağıyor sanıyor.

Tekrar arayacağım, eğer yine aynı hikayeyi işitirsem bu sefer açacam ağzımı yumacam gözümü. Bu kadar saçmalık mı olur, bu adamlar benim paramı ne hakla gasp ediyorlar.

Bunu buraya yazmamın nedeni Gold Bilgisayar’ın ne mal olduğunun herkes tarafınca anlaşılmasını sağlamaktır. Eğer Gold’dan bir şey alacaksanız 2 kere düşünüp alın.

Yeni bilgisayara adım adım

Saturday, September 1st, 2007

5 yılı aşkın süredim kullandığım emektar bilgisayarım, artık yerini high-end bir sisteme bırakacak. Dün RAM’lerin de gelmesi üzerine, yeni bilgisayarımda sadece kasa ve psu eksik.

Yeni makinanın gelmesi ile emektar bilgisayarımı bir “Home Server”e dönüştürmeyi düşünüyorum. Üzerinde bir çok server barındıracak olan bilgisayar, yeni makinama hizmet vermeyi sürdürecek. CGI ile yönetici arayüzleri yazmayı düşündüğüm bilgisayar için, öğrendiklerimi adım adım paylaşacağım. Zaten şu gün oldu hala bir perl yazısı yazmadım. Çok büyük eksiklik gibi duruyor.