Debian’ın hükümdarlığı
Debian ile ilk olarak `sarge` r4 ile tanıştım. Şuan `sarge` r4 ün çıkış tarihine bakıyorum da Nisan ve ya Mayıs 2005 de başlamış bu sevda. O zamandan bu zaman çok şey değişti. İlk indirdiğin günden beri sürekli merağımı üzerinde topladığım Debian’ın sonsuz boşluğunda giderek kayıp mı oluyordum? O’nunla yatıp, O’nunla kalkıyordum. O’ndan aldığım zevk ve hazı başka hiç birşeyden alamıyordum. Bir bilgisayar gördüğümde Debian kurma isteğim hemen baş gösteriyor ve çok kısa zaman geçmeden kuruyordum. O beni eline geçiriyor ve logosundaki girdap gibi beni kendine çekiyordu.
Son günlerde farkettim ki bu artık bende bir bağımlılığa dönüşmüştü. Debian ile tanıştığımdan buyana geçen süre zarfında gerçek yaşam adına ne yaptığıma bir baktım ve koca bir hiçle karşılaştım. 1.5 senedir tamamen Debian kullanmaktayım ve 1.5 senedir normal hayatımda hiç bir gelişme yaşamadım. Özellikle hala eğitim öğretim hayatımı tamamlamamış olmam ileride beni sıkıntıya sokacağından artık biran önce bu bağımlılığımdan kurtulma yollarını arıyorum.
Debian ile arama mesafe koymayı çok denedim. Fakat sürekli yeni şeyler keşfetmem ve bu keşiflerin peşinden koşmam bir süre sonra mesafeyi tekrar sıfıra indirgiyordu. Debian’ı silip başka bir sistem kullanmayı da denedim. Debian’ın çalışabileceği bir sistemde başka bir sistem kullanmak ona karşı yapılan bir saygısızlıktı!
Özellikle dünkü konuşmamda aslında olayın ne kadar ciddi boyuta vardığını anladım:
23:19
23:19
23:19
23:19
23:19
23:19
23:19
23:19
Ve Debian beni ele geçirmişti! Soyut bir varlığın esiri olmuştum. Evet ben bir bağımlıyım. Debian bağımlısıyım. Bu utunılacak bişey mi? Hayır değil. Fakat benim durumumdaysanız, eğitim öğretim hayatınızı tamamlamadıysanız böyle bir bağımlılık size zarar vermekten başka bişey yapmıyor.
Bundan sonra ne olacak? Bundan sonra artık Bilgisayar sistemlerinden olabildiğince uzaklaşacağım. Evimde kullandığım internet aboneliğimi kapatıp, PC’mi memleketime götüreceğim. Eve Debian Junior kurup annemin kullanmasını sağlayacağım (!). Bu hareket benim için doğru mu olacak yanlış mı olacak bunu zaman gösterecek. İleride çıkıp iyiki yapmışım diyebilmeyi umuyorum. Şuan `etch` r2 DVD’leri inmekte. Onlar indikten sonra PC’yi bir güzel paketleyeceğim ve kendimi ÖSS’ye adayacağım. Bu sene ki ÖSS’ye sadece 5 ay kalmasına rağmen bir sonuç elde etmeye çalışacağım.
“You’re not your job. You’re not how much money you have in the bank. You’re not the car you drive. You’re not the contents of your wallet. You’re not your fucking khakis. We are the all-singing, all-dancing crap of the world.”
February 21st, 2008 at 2:11 pm
1996 dan beri sürekli PC kullanıyorum. 199X lerdeyken bilgisayarda aralıksız sürekli birşey yapmak istiyordum. Bazen bir günün tamamını (yemek yemek ve wc ihtiyaçları hariç aralıksız) bilgisayar başında geçirdiğim oluyordu. fakat bu duruma ailem el koydu ve hemen adliyeye sokup beni “şartlı bilgisayar kullanma” cezasına mahkum ettiler. Sınavların yüzdesine göre ben pc başında kalabiliyordum ve henüz ortaokuldaydım. işte hepimizin ortak yaşantısı sibernetik yaşantı burda başladı. toplumdan uzak, olaylara yaklaşımlar mantıksal ve verilere endeksli. bir ddos hele bir /db/main.mdb beni sınavlara mecburen çalışmak zorunda bıraktı
Ve ortaokulu bitirdim. 4.96 ortalama ile
Lise de duum daha da ileri boyuttaydı. çünki hayatıma flash photoshop corel vs. girdi. sınavlarım süper değildi ama ailem beni ortaokuldan sonra tamamen tahliye etti. ve lise yi de bitirdim. öss de bir yeri kazandım ve bunların hepsini PC’ye borçluyum..
Bağımlılığın kötü olduğu kadar iyi olduğu da gerçek, benim durumum gibiyse. fakat seni bi virüs kapmış. felaket bi virüs, “debian” adı altında hücrelerine giriş yapmış.
Aldığın kararın sonuna kadar arkasında durmanı isterim. Üni ye girince kesin emin ol hayatının %85′i boş ve bunu özgürce kullanıyorsun. (sınavlardan 1 hafta öncesi hariç)
Umarım bu kararını bu sefer samimi bir şekilde uygularsın.
kararını bozan “top” olsun diyerek sözümü tamamlıyorum
kahrolsun pkk & oç kanarya